Ana Sayfa Makale Haydar Ateş Yazdı: UKRAYNA KRİZİNİN KAYBEDENLERİ, KAZANANLARI

Haydar Ateş Yazdı: UKRAYNA KRİZİNİN KAYBEDENLERİ, KAZANANLARI

488
0

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal için başlattığı savaş 4. Gününde. Rus birlikleri zırhlı birliklerin sağladığı avantaj, hava kuvvetleri ve deniz kuvvetleri desteğiyle şehirler dışında süratle ilerlemeye devam ediyor. Ancak zırhlı birlikler ve şehir savaşları için yeterli eğitime sahip olmayan, kitle halinde ve süratli askeri harekat için eğitilmiş Rus birliklerinin ilerleyişi yavaşladı, hatta durdu. Uzun vadede, özellikle tanksavar ve uçaksavar silahları ile desteklenecek Ukrayna ordusu ve halkı ülkelerini Rusya’nın Vietnam’ı yapacaklardır. Rusya şehir savaşları için yeterli eğitime sahip olmayan ordusunun bu zafiyetini kapatmak için, şehir ver gerilla savaşlarında tecrübeli Çeçen ordusundan yardım istemiş ve Çeçen ordusu, kendilerine katliam uygulamış olan Rus birliklerine yardım için gelmişlerdir. Bu durum Çeçenler açısından bir utançtır. Yalnızca başlarındaki sözde liderin Ruslar tarafından belirlenmiş ve Rus uşaklığı yapıyor olması nedeniyle bu görevi kabul etmeleri unutulmayacaktır. Umarım duyarlı çeçenler Şeyh Şamil’in torunları olduklarını hatırlarlar ve Ukrayna’da Rusya yerine Ukrayna halkını desteklerler.

Gelelim bu savaşın kazanan ve kaybedenlerine. Bu savaşın tek kazananı vardır: ABD. ABD Soğuk Savaş sonrası izlediği politikayla Rusya’yı hem ekonomik olarak sömürmüş, kendine müzahir Rus zenginler yaratmış, mali kaynakları Rusya dışına çıkarmıştır. Rusya’nı stratejik olarak tecrit etme konusunda da epey mesafe kat etmiş, Doğu Avrupa ülkelerinin NATO’ya dahil edilmesiyle meşhur Demir Perde’yi ortadan kaldırmış, Rusya’yı adeta Avrupa’dan silmiştir. Bununla yetinmemiş, Ukrayna ve Gürcistan’a sağladığı destekle Rusya’yı güneyden kuşatmaya başlamış, Irak ve Suriye operasyonları, IŞİD ve PKK terör örgütlerini destekleyerek Rusya’yı ve Rus yanlısı rejimleri Ortadoğu’dan ve renkli devrimlerle de Kuzey Afrika’dan silmeye devam etmektedir.

ABD bu arada daha önemli bir kazanımı AB ve NATO bünyesinde elde etmiştir. Rusya’nın AB ülkelerine karşı takındığı nispeten yumuşak politika, ekonomik işbirlikleri, başta Almanya olmak üzere enerji anlaşmaları ABD’yi oldukça rahatsız etmiş, çok uzun süredir NATO vasıtasıyla Avrupa’da etkin olan ABD’nin Avrupa’da zayıflaması yönünde politika izleyen AB’nin 2 güçlü ülkesinden birisi olan Fransa bu politikasında epey ilerleme kat etmişti. AB’nin en güçlü olan ülkesi Almanya’nın Rusya ile doğrudan yaptığı anlaşma ile iki ülke arasında boru hattı projesi ABD’yi çileden çıkarmıştı. İşte ABD Ukrayna politikasıyla Rusya’yı kışkırtarak bu operasyona zemin hazırlamış, bir anda Rusya ile AB ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkileri baltalamış, hatta yaptırımların başlamasını sağlamış, Rusya-Almanya boru hattı projesini askıya aldırmış, Avrupa açısından NATO’nun önemini bir kez daha ön plana çıkarmıştır.

Yine ABD sebep olduğu bu krizle bir taşla vurduğu birkaç kuş kapsamında ekonomik olarak kendisine önemli bir avantaj sağlamıştır. Hatırlanacağı gibi 2009 ekonomik krizinden kendini kurtarabilmek için o tarihte ülkesindeki bankalarda bulunan yaklaşık 4 trilyon dolarlık arap petrol paralarını kullanabilmek için çıkardığı bir yasayla, bir hesaptan 1 yıl içinde yalnızca 20 milyon doların yurtdışına çıkarılabileceği kısıtlaması getirmişti. İstisnası, bu parayla ABD içinde istenilen tutarda yatırım yapılması veya silah ve malzeme alımıydı. Böylece, o tarihte ABD bankalarında 1.2 trilyon doları olan Suudi Arabistan’a 400 milyar dolarlık silah satışıyla paranın önemli bir kısmını silah tüccarlarına aktardı. Ekonomisinde tuttuğu 4 trilyon dolar arap parasıyla ekonomik krizden kendisini büyük ölçüde kurtardı. Ukrayna krizini çıkararak benzer bir avantaj elde etti. Pandemi nedeniyle yaşanan ekonomik sorunlar ve % 7’lere kadar çıkan enflasyonun ABD ekonomisi üzerindeki etkisini önemli ölçüde azaltabilmek için, Ukrayna krizi nedeniyle Rusya’yı cezalandırmak adı altında 4 Rus bankasının ABD’de bulunan 1 trilyon dolarına bloke koydu. Böylece pandemi nedeniyle olumsuz etkilenen ekonomisine bir cansuyu sağladı. Bu yaptırımlar Putin gidene kadar devam eder, ABD’de bu parayı kullanır.

ABD, bu krizle NATO’nun önemini ön plana çıkarmak suretiyle halen NATO üyesi olmayan ve doğrudan Rus tehdidiyle muhatap olabilecek İsveç, Finlandiya ve diğer doğu Avrupa ülkelerini de düşünmeye ve NATO üyesi yapmaya zorlayabilir. Eğer bu istekleri gerçekleşirse belli bir süre sonra NATO’yu kullanarak Rusya’yı İç Hat durumuna düşürebilir. Bu bir ülke savunması için hiçte istenen bir durum değildir.

Savaşın en büyük kaybedenlerinden birisi Rusya’dır. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası ekonomik olarak büyük sıkıntılar yaşayan, askeri açıdan sıkışan, NATO’nun genişlemesi, Gürcistan ve Ukrayna’nın ABD’ye yaklaşmasıyla İç Hat durumuna düşen Rusya, Putin’in 2000 yılında iktidara gelmesiyle öncelikle ekonomik olarak kendisini toparlamaya başladı. ABD’nin desteklediği iş adamlarını bir şekilde devreden çıkardı. Avrupa ülkeleri üzerinde güven sağlayarak onlarla enerji anlaşmaları yaptı. Uzun vadede eski gücüne yeniden kavuşma yolunda ilerlerken Ukrayna’yı işgal ederek kendi ayağına kurşun sıktı. Bir anda batının ekonomik yaptırımları ve enerji projelerinin dondurulması ile karşı karşıya kaldı. Bu da yetmedi Avrupa’da NATO’ya olan ve gittikçe zayıflanan bağlılığın daha da güçlenmesine ve hatta NATO üyesi olmayan ülkelerin üyelik konusunda düşünmesine neden oldu. Bu tutum ABD’yi Avrupa’da daha da güçlendirdi. Çin ve İran’ı dahi kendi yanına çekemedi. Esasen Ukrayna işgalinden elde edeceği çok bir kazancı yok. Ukrayna önemli bir tarım ülkesi. Rusya belki Donbas bölgesindeki kömür ve demir madenleri ile uranyum madenini kullanacak. Ama attığı taş ürküttüğü kuşa değmeyecek. Hatta Ukrayna’dan tüm dünyaya yayınlanan görüntüler dünya kamuoyunun nefretini sağlayacak. Meskun mahal muharebelerinde yeterli eğitimi olmayan Rus ordusu, Ukrayna ordusuna batıdan sağlanacak askeri yardım, tanksavar ve uçaksavar silahları ile hava ve zırhlı birlik desteğinden yoksun olarak şehirler içinde erimeye başlayacak. Hatta açıktan olmasa da batılı ülkeler gerilla tipi operasyonlarda tecrübeli askeri personel, özel kuvvetler, taşeron olarak kullandıkları terör örgütlerini vb gibi unsurlarını örtülü şekilde Ukrayna’ya göndererek Rus birliklerini yıpratacak ve Ukrayna’yı Rusya için ikinci bir Vietnam’a dönüştürebilir. Bu da Rusya’nın askeri ve ekonomik olarak çöküşünü ve etkisinin azaltılmasını hızlandırabilir.
Bu krizden kısa vadede en büyük zararı Ukrayna doğrudan görse de uzun vadede gösterdiği direnişle hem batının ekonomik ve askeri desteğini alabilecek, hatta işgal bitiminde NATO üyesi olabilecektir.

Bu krizin en büyük kaybedenlerinden birisi Türkiye olacaktır. Kısmen ABD etkisinden uzaklaşmaya çalışıp Rusya’ya yaklaşması, ancak şu ana kadar ABD’den gördüğü zarar kadar Rusya’dan da zarar görmeye devam etmesinin önüne geçememiştir. Enerji açısından büyük ölçüde Rusya’ya olan bağımlığı nedeniyle zaten dibe vurmuş ekonomi yeni bir darbe almıştır. Rusya tarafında olsa batıyı ve son 20 yıldır izlediği yanlış tarım politikasıyla ülke tarımını yok edip, özellikle tahıl açısından önemli ölçüde bağımlı hale geldiği Ukrayna’yı kaybedebilecektir. Tümüyle Rusya karşıtı politika izlese, enerji açısından ve önemli ölçüde bağımlı olduğu tahıl açısından Rusya’nın yaptırımlarıyla karşı karşıya kalacak ve ekonomik iflasa doğru hızla sürüklenebilecektir. Son 20 yıldır izlenen dış politika, daha doğrusu dış politikasızlık artık iyice zarar vermeye başlamıştır. Irak’ta, özellikle Barzani için harcadığı önemli kaynaklar sonucu elde edilen büyük bir başarı yoktur. Suriye’deki izlediği politikada ABD ve Rusya’nın her ikisini de karşısına almış, önemli bir mesafe kat edememiş, terör örgütlerinin ABD ve Rusya tarafından desteklenmesini engelleyememiş, Suriye yönetimi nezdinde istediklerini elde edememiştir.

Türkiye uzun süredir ilişkilerin geliştiği Ukrayna’ya yaptığı ekonomik ve askeri yardımlar sonucunda tepki çektiği Rusya’yı daha fazla kızdırmamak ve yaptırıma maruz kalmamak için, bu krizde Ukrayna’ya açıkça ve güçlü bir destek verememiş, hatta ortada açıkça bir işgal ve savaş olduğu halde Ukrayna’nın Montrö Anlaşması gereği Boğazları Rus gemilerine kapatma talebine “ortada savaş var mı onu inceliyoruz” benzeri bir cevap ile Boğazları kapatma kararını henüz verememiştir.

Rusya’nın bu tutumu, Soğuk savaş sonrası yumuşayan havanın etkisiyle ordularını büyük ölçüde terhis eden, askeri güçlerini azaltan, ekonomik açıdan Rusya ile ilişkileri geliştiren Avrupa ülkelerinde şok etkisi yaratmış, gücünün azaldığına inandıkları NATO’ya bir anda güçlü şekilde sarılmış ve yeniden ABD’nin güdümüne girmişlerdir. Önümüzdeki süreçte Fransa’nın teklif ettiği ancak bugüne kadar çokta destek bulmayan Avrupa Ordusu projesini gündeme getirebilirler.

Özetle Ukrayna krizinin tek kazananı vardır: ABD.
Bu arada Türk basın ve yayın organlarını uyarmak istiyorum. Lütfen Rusya tarafından işgal edilen Ukrayna toprağı Kırım ve halen işgal süreci devam Donbas ve diğer Ukrayna şehirlerini Rusya toprağıymış gibi Rusya haritası rengi ile göstermekten vazgeçin. Ukrayna’nın Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış sınırlarına saygı gösterin.

Haydar Ateş

Önceki İçerikBODRUMSPOR, BAYBURT DEPLASMANINDA
Sonraki İçerikSuay Karaman Yazdı: RUSYA-UKRAYNA

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz