Ana Sayfa Dünya Küçük Kızın Ruhu, Tarikat Karanlığıyla Savaşıyor

Küçük Kızın Ruhu, Tarikat Karanlığıyla Savaşıyor

107
0

Sadece bu topraklarda başlamamıştı…

Onunki hazin bir hikayeydi. Yaşadığı dönemin seks sembolüydü; dergi kapaklarında yer alıyor, erkeklerin hayallerini süslüyor, filmlerde başrolde oynuyor, fırtınalar estiriyordu. Fotoğrafları genç erkeklerin odalarını süslüyordu; sarışın, çok güzel bir kadındı…

Fotoğraflara gülümseyen yüzünde hüzün, acı, masumiyet, saflık ve sürekli insanı “neden, neler oldu, neler yaşadı” sorularına iten bir bilinmezlik…

Hayatı boyunca mutluluğu çaresizce arayan, yanında taşıdığı mutsuzluğun asla izin vermeyeceğini bile bile dalgalarda kulaç atan ama bir türlü düştüğü denizden karaya varamayan ve nihayetinde boğulan bir yüz…

Akıl sağlığı yerinde olmayan bir anne, kim olduğu bilinmeyen bir baba, emanet edildiği evlerde tecavüze uğrayan bir kız çocuk: paramparça bir hayat…

Gülümseyen yüzde sezilen derin yaralar…

1926 yılında doğmuştu Norma Jeane Mortenson. Her insanın duygusal yaşamında en önemli yere sahip olan ve kişiliğini biçimlendiren çocukluk çağı çalkantılarla geçmişti. Sığındığı her evde tacize uğrayan Norma Jeane, 20. yüzyılın Amerika’sında henüz kadın hakları kavramının gelişmediği, kadına cinsel kimliği üzerinden bakılan dönemde yaşamıştı. Ve Marliyn Monroe olarak bir film yıldızına dönüştüğünde o meşhur sözlerini söyleyecekti: “Hollywood öyle bir yerdir ki; bir öpücük için size 1000 dolar öderler ama ruhunuzu satın almak için 50 cent verirler… Köpekler beni hiç ısırmadı ama insanlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim… Uzunca bir süreden beri yalnızken mutsuz olmak, birisiyle mutsuz olmaktan daha iyi geliyor bana… Hiçbiri benim kim ya da ne olduğumla ilgilenmedi bunun yerine benim için bir karakter yaratmayı tercih ettiler…”

Şimdilerde hayatına dair çekilen bir dizi filmde, ABD başkanı John F. Kennedy tarafından tecavüze uğradığı ve öldürüldüğü iddiaları gündeme geliyor.

Henüz 21. yüzyıla gelinmemişti ve Me Too Hareketi başlamamıştı. 20. yüzyılda, Batılı devletlerde bile kadınlar uğradıkları taciz ya da tecavüzleri itiraf edecek cesarette değillerdi.

Hali hazırda, Müslüman ülkelerin çoğunda neredeyse hayal olan yaşadığını itiraf hareketi…

Marliyn Monroe belki 50 yıl geç doğsaydı, Mee Too (Ben de) diyecekti ve başından geçenleri anlatarak rahatlayacaktı. Ve ona cehennemi yaşatan adamlar tıpkı Harvey Weinstein veya Jefrey Epstein gibi deşifre olacaktı…

Zavallı Marliyn Monroe acıları ve hayatına dair soru işaretleriyle 36 yaşında hayata veda etti.

Elton John, Marliyn Monroe için 1973’te bestelediği Candle in the Wind (Rüzgardaki Mum) şarkısını, 1997 yılında trajik şekilde hayata veda eden Prenses Diana için yeniden seslendirmişti.  Ve bu güzel şarkının her notası, mutluluğu ararken oradan oraya savrulan ve genç yaşta hayata veda eden bu kadınlarda yerini bulmuştu.

Geçmişle Savaşmak Cesaret İster

21. yüzyılda tarikat ve cemaatlerin ağına düşen Türkiye’nin şanssız çocukları… Özellikle köleliğe mahkum edilen kız çocuklar…

Dinci, yobaz, gerici, sapık, sübyancı, pedofili hastası adamların tecavüzüne uğrayan bu ülkenin çocukları… Sizleri ATATÜRK’ün aydınlık, çağdaş Türkiyesi’nden hangi kirli eller kopardı?

Son bir haftadır Türkiye, 6 yaşında bir kız çocuğu iken İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucusu olan babası Yusuf Ziya Gümüşel tarafından, 29 yaşındaki Kadir İstekli isimli cemaat müridi olan adamla evlendirilen H.K.G.’nin mücadelesini konuşuyor. 

1998 doğumlu olan H.K.G. 2004 yılında, sadece 6 yaşındayken, babası tarafından sözde “dini nikah” yapılarak tecavüzcüsüne sistematik olarak yollandı ve başlangıçta karşı çıkan annesi de sonradan durumu kabullendi. Yasa dışı olan bu durum, yıllarca aile tarafından gizlendi ve çocuk her gün adama yollanarak istismar edildi. 14 yaşındayken düğün yapıldı ve aylar sonra hastaneye gittiğinde doktor durumu anlayıp polise haber verdi, savcılık soruşturma başlattı. Ancak elleri uzun olan dinci yapılar, kızın kemik yaşının belirleneceği gün başkasını muayene ettirdiler. Çelişkilerle dolu sahte raporlarla dava hasıraltı edildi.

17 yaşında hamile kalan H.K.G.’ye 18 yaşında resmi nikah kıydılar. Ancak psikolojisi bozulan H.K.G. bir çıkış yolu arıyordu ve sosyal medyadan yardım alarak, sözde kocası olan tecavüzcüsünün sesini kayda alıp durumu yargıya taşıyarak yaşadığı hayatı geride bıraktı.

Yargı dosyasını, fotoğraf ve belgeleriyle kamuoyuna taşıyan gazeteci Timur SOYKAN ise gerici tarikatların hedefinde. Ancak kendisi “Badeci Şeyh’in Sır Odası” isimli kitabıyla 2019 yılından beri epey bir idmanlı olsa gerek!

Aslında H.K.G. farkında olmadan kendince Me Too Hareketi’ni başlatıyor, koskoca bir cemaati ve hatta kendisini ateşe atan ailesini de karşısına alarak bunu yapıyordu. 6 yaşındaki küçük kızın ruhundaki isyan, yıllar sonra düşürüldüğü karanlığı boğuyordu. H.K.G. bunu yapmasaydı, yaşamına devam edemez ve her gün ölürdü. Oysa o, zor ve doğru olan yolu seçiyordu.

Onu ahlaksızca 6 yaşında evlendiren sözde babası, tüm delillere rağmen suçlamaları reddediyor ve diğer üç çocuğunu kullanarak, televizyon ekranlarından onlara yalan söyletiyordu.

Nihayet kamuoyu tepkileri azalmayınca -yargıyı ele geçiren ve cemaatleri hortlatan AKP iktidarının emriyle olsa gerek- savcılık harekete geçerek sözde anne-baba ve tecavüzcü koca hakkında tutuklama talebinde bulundu.

Kanun nedir, kanunsuzluk nedir? Vicdan, adalet, mantık, akıl nedir? Her şey ama her şey cehaletin iktidar olmasıyla yerle bir olmuştu…

Yetişkin insanlar kanunları çiğnemedikleri sürece, özel hayatlarında özgürdürler.

Ancak dinci-yobaz-gerici takım “kızlı-erkekli geziyorlar, kadınların kahkaha atması ayıp, hamile kadının dışarı çıkması yanlış, mini etek giymek günah, saç tellerinin görünmesi günah, içki içmek haram, LGBT yasak, kız çocukların okuması haram, yılbaşı kutlamak günah” gibi saçma sapan söylemlerde bulunurken, kendilerinin küçük çocuklara tarikat yurtlarında ve hatta aile ocaklarında tecavüz ettikleri ortaya çıktı.

Başkalarının özgürlüklerine dil uzatan yobaz kafalar, adeta birer suç makinesi gibi ülkenin bütün kurumlarını felç etmişlerdi. Sinsi, yalancı, ikiyüzlü ve insanlık düşmanı karanlık ruhlar…

Her şeyle savaşabilirsiniz, belki yalanlarınıza kılıf da uydurabilirsiniz. Ama küçük bir çocuğun masumiyetine kimse savaş açamaz; hiç kimse!

Açanlar tarihte her zaman darağaçlarını karşılarında bulmuşlardır…

Ayça Yılmaz

Önceki İçerikProf. Dr. Haydar ÇAKMAK: Dünya’nın hangi medeniyetinde 6 yaşındaki çocuğa nikah kıyılır?
Sonraki İçerikEkonomi uçuyor!..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz