Ana Sayfa Dünya UKRAYNA SAVAŞI’NIN DÜNYA POLİTİĞİNE ETKİLERİ DEVAM EDİYOR: NATO’NUN GENİŞLEMESİ VE MUHTEMEL SONUÇLARI

UKRAYNA SAVAŞI’NIN DÜNYA POLİTİĞİNE ETKİLERİ DEVAM EDİYOR: NATO’NUN GENİŞLEMESİ VE MUHTEMEL SONUÇLARI

409
0

Ukrayna Savaşı 5nci ayını bitirmişken, halen düşük yoğunluklu olarak devam etmesinin yanında 2 nci Dünya Harbi’nden sonra kurulmuş olan yeni dünya düzeni ve Soğuk Savaş’ın bitmesiyle yeniden şekillenen bu düzeni tümüyle değiştirecek yeni bir boyut kazanmaya başlamıştır.

Şubat 2022’de Rusya’nın uluslararası hukuka aykırı olarak Ukrayna’ya yönelik başlattığı işgal girişimi, başlangıçta belirlenen hedeflere ulaşmaktan çok uzak olmasının yanında, Rusya’yı her açıdan zayıflatan, süper güç vasfını sağlayan ekonomik, siyasi ve askeri gücünü gittikçe zayıflatmasının yanında, bulunduğu geniş coğrafyasını da dış etkilere maruz hale getirmeye devam etmektedir.

Ukrayna işgalinin muhasebesi yapıldığında şu ana kadar Rusya hanesine yazılabilecek herhangi bir kazanç veya avantaj yoktur. Tam tersi gün geçtikçe yıpranan ve önemli askeri teçhizatını kaybeden bir ordu durumuna düşmüş, gerek kendi halkı ve gerekse dünyadaki müttefikleri gözünde zayıf bir ordu imajını ortaya koymuştur. Ekonomik açıdan elinde tek kalan güç enerji kaynakları olup, ihraç edilen ülkeler açısından alternatifi yaratıldığında bunun da önemi en azından belirli bir süre azalacaktır. ABD’nin; işgali fırsat olarak değerlendirip blokaj koyduğu, Rusya’nın ABD bankalarında bulunan yaklaşık 1.4 trilyon dolarını geri alması artık çok zordur. ABD bu paranın büyük bölümünü savaş sonrası Ukrayna’ya savaş tazminatı olarak verdirmek ve bu paranın harcanmasında, Ukrayna’nın yeniden imarında kendi şirketlerine aslan payını vermenin yanında, Ukrayna silahlı kuvvetlerinin yeniden yapılanmasında da kendi silah şirketlerine avantaj sağlayacaktır.

Ukrayna, gerek 2014 yılındaki Kırım’ın işgali sonrası yaptığı askeri hazırlıklar ve gerekse Rus işgali başladığından itibaren batılı ülkelerden aldığı modern silah ve teçhizatı da kullanarak Rus ordusunu büyük ölçüde püskürtmüş, başta Kiev olmak üzere çok sayıda şehri işgalden korumuş veya geri almış, Dinyaper nehri batısındaki tüm Rus birliklerini imha etmiş, Rusya’nın, başta Moldova olmak üzere Avrupa’ya doğru genişleme ve işgal çabalarını engellemiştir. Rusya ise başlangıçta belirttiği hedeflerden hiçbirisine halen ulaşamamış, işgali Donbas bölgesine indirgemiş, ancak bu bölgeyi de henüz tam kontrol altına alamamıştır. Ukrayna; Donbas bölgesinde Rus birliklerini yıpratmaya ve oyalamaya devam ederken, başlatacağı ve muhtemelen öncelikle Kırım’ı hedef alan karşı taarruz için yoğun şekilde hazırlıklarına devam etmekte, ordusunu hazırlamakta, batıdan aldığı silah ve teçhizatın eğitimine devam etmekte, bu arada da başta özel kuvvetler olmak üzere elindeki kritik unsurlarla Rusya içinde operasyon, lojistik tesisleri imha etme, ulaştırma yollarını kontrol altına alma gibi faaliyetlerine devam etmektedir. Başta ABD olmak üzere Avrupa ülkeleri savaşın daha da uzaması ve Rusya’nın yıpratılması yönündeki çabalarına devam etmektedirler.

Savaşın en kazançlı ülkesi olan ABD, Rusya’nın bu başarısız işgal girişimini çok yönlü olarak lehine değerlendirmeye devam etmektedir. Öncelikle Fransa’nın beyin ölümü gerçekleşti diye nitelendirdiği NATO, öneminin artması yanında, yeni katılımlarla tarihindeki en büyük yapıya doğru hızla ilerlemektedir. Bu genişleme İsveç ve Finlandiya ile sınırlı kalmayacak, muhtemelen Ukrayna, Moldova ve diğer doğu Avrupa ülkelerinin yanında belirli bir süre sonra Kafkasya’ya doğru da genişleyebilecektir.

Doğu Avrupa’da bulunan eski Demirperde ülkeleri, Rusya’nın işgali nedeniyle zamanında NATO’ya katılım konusunda ne kadar isabetli karar verdiklerinin farkında olmuş, NATO ve batıya bağlılıkları ve bağımlılıkları daha da artmıştır. Bu ülkeler Rus askeri teçhizatı ve teknolojisi yerine başta ABD olmak üzere batı ülkelerinin silah ve teçhizatına yönelmiş, envanterlerinde bulunan Rus askeri teçhizatını elden çıkarmaya başlamıştır. Bu da ABD silah şirketleri açısından büyük avantaj sağlamış, pazarlarını genişletme imkânı vermiştir. Soğuk Savaş sonrası ordusunun yarısını lağveden, kalanını da önemli ölçüde seferde kurulacak statüye getiren Almanya askeri harcamalarını artırmaya karar vermiş, ilk aşamada 100 milyar dolarlık bir kaynağı askeri harcamalara ilave etmiştir. Diğer Avrupa ülkelerinin de askeri harcamalarında artış devam etmektedir.

Avrupa’daki gücünü azaltma yönünde baskı yapılan ABD, Ukrayna işgali sonrası bu konudaki baskıların ortadan kalkmasına yönelik fırsatı değerlendirmiş, başta Yunanistan olmak üzere Avrupa’daki askeri varlığını artırmaya, yeni üsler kurmaya, başta Ortadoğu olmak üzere taşeron örgütlerini her açıdan güçlendirmeye, donatmaya ve Türkiye’yi kuşatmaya devam etmektedir. Rus işgali vesilesiyle korkuya düşen küçük ülkeler, çokta iyi analiz etmeden ABD politikalarını hemen kabul eder, destekler ve yaptığı her şeye tabi olur hale gelmeye başlamışlardır. Rusya’nın kadim müttefiki Çin dâhil birçok ülke Rusya ile aralarına mesafe koymaya başlamış, kendi çıkarlarını ön plana koyarak politikalarını değiştirmeye devam etmektedirler. Rusya; Afrika’daki prestijini ve desteğini kaybetmiş, Ortadoğu’daki ağırlığı büyük ölçüde zayıflamış, Asya’daki desteği de zayıflamaya devam etmektedir.

Türkiye’nin şerhini ortadan kaldırmasıyla İsveç ve Finlandiya’nın artık NATO üyesi olması yönünde hiçbir engel kalmamıştır. Bu 2 ülkenin de NATO üyesi olması sonucu Rusya jeopolitik olarak bir iç hat durumuna, askeri açıdan çok büyük ölçüde dezavantajlı duruma düşmüştür. Herhangi bir çatışma durumunda 3 cephede birden savaşa girebilme şansı yoktur. Esasen Asya cephesi de garanti altında değildir. Nitekim Kazakistan, Rusya’nın Ukrayna için asker talebini geri çevirmiş, askeri hazırlıklarını artırmıştır. Uzun vadede Rusya açısından Asya cephesi de güvenli olmayacaktır. Rusya, çarlık Rusya’sı topraklarına kavuşmak hayaliyle çıktığı Ukrayna macerasında istediğini elde etmekten çok uzak olmakla kalmamış, elindekileri de kaybetmeye başlamıştır. Ezeli düşmanı ABD’nin Avrupa’ya daha fazla yerleşmesinin zeminini hazırlamış, genişlemesini istemediği NATO’nun çok daha fazla genişlemesi ve kendisini kuşatacak duruma gelmesine vesile olmuştur. Putin’in bu büyük hatası Rusya’nın sonunun başlangıcı olma yolunda hızla ilerlemektedir. Rusya sonunda, ilk defa devletler topluluğunda yer aldığı “Dükalık” düzeyine inebilecektir.

Gerek Ukrayna Savaşı ve gerekse bu savaşın sonuçlarından birisi olan NATO’nun genişlemesi konusunda Türkiye zikzaklar çizmeye devam etmektedir. Ukrayna savaşı konusunda net bir politikası halen mevcut değildir. Son NATO zirvesinde de İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine ilişkin vetoyu herhangi önemli bir kazanım elde etmeden kaldırması, ileride Türkiye açısından yeni sorunlar ortaya çıkarabilecektir. Nitekim 1974 Kıbrıs barış Harekâtı nedeniyle NATO üyeliğinden ayrılmış olan Yunanistan’ın yeniden üyeliği Kenan Evren’in öngörüsüz kararı ile kabul edilmiş, sonrasında Yunanistan NATO’da Türkiye açısından tam bir çıban başı olmuş, NATO’nun verdiği güvencelerle Türkiye aleyhine genişlemeye devam etmekte, Türkiye’ye ait adaları işgal etmekte, adaları silahlandırmaktadır. Bunu yaparken de başta ABD olmak üzere diğer NATO üyesi ülkelerin de desteğini almaktadır. Yunanistan NATO üyesi olmasaydı bugüne kadar yaptığı hiçbir şeye cesaret edemezdi. Türkiye’nin ikinci büyük hatası Fransa’nın 2009 yılında NATO’nun askeri kanadına geri dönüşüne onay vermesidir. Sonrasında Fransa Türkiye’nin aleyhine en fazla eylemde bulunan ülke olmuş, NATO’yu Libya katliamına bulaştırmış, bunun için de Türkiye’deki askeri hava üslerini kullanmıştır. Şimdi yeniden büyük bir hata yapılarak, PKK terör örgütüne ve onun uzanımı olan YPG terör örgütüne uzun yıllardır ev sahipliği yapan, siyasi, mali, silah, mühimmat desteği veren ve bu destekten asla vazgeçmeyecek olan İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine onay vermiştir. Bunun sonucu da Türkiye açısından iyi olmayacaktır. Bu ülkeler gerek NATO içinde ve gerekse terörizmle mücadelede Türkiye’nin elini zayıflatacaktır. Türkiye’nin bu kararı, aynı zamanda tahıl ürünleri, enerji, turizm gelirleri ve ihracat açısından çok önemli olan Rusya’nın desteğinin azalmasına, enerji konusunda daha da sıkıntıya girmesine neden olunmasına, ekonomik açıdan da iyice zayıflamasına neden olabilecektir. Yani Türkiye bu kararıyla hiçbir kazanım elde etmeyecek, ama her açıdan kaybeden olacaktır. Bu kaybın karşılığı nedir sorusunun cevabı şu aşamada Biden’la birkaç dakikalık sohbetten başka bir şey olarak görünmemektedir. Ne ABD ne de diğer ülkeler, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye’ye verdiği sözleri asla tutmayacaklardır. Onların zaten yüzlerce yıllık hedefi bu ülkeyi parçalamaktır. Devletlerarası ilişkiler kişisel bağlar veya duygular ile değil devletin ortak aklıyla yönetilir. Dostluk başka, milli çıkarlar başkadır. Şimdiye kadar bulunduğum çok sayıdaki uluslararası görevde birbirine çok yakın olarak görünen ülkeler arasında milli çıkarlar söz konusu olduğunda keskin bir cepheleşme olduğunu yakinen gördüm. ABD – İngiltere arasında ve Fransa – Almanya – İtalya arasındakiler en keskin örneklerdi. Kişisel olarak çok iyi dost olsalar da ülke çıkarlarında asla taviz vermezlerdi. Umarım, Türkiye’nin yüzyıllardır çok iyi bir geleneği olan Dışişleri ve uluslararası diplomasi eski günlerine döner, son 20 yıllık dönemde kaybettiklerini telafi edebilir.

30.06.2022

Dr. Haydar ATEŞ   

Önceki İçerikOPTİMİST DÜNYA ŞAMPİYONASI BODRUM’DA BAŞLADI
Sonraki İçerikEngelsiz Plajlar artıyor, engeller azalıyor 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz